PSİKOEĞİTİM

KİMLİK . DUYGU

Her şeyin başladığı nokta duygular.. Bir ihtiyaç haline dönüşen, o ihtiyacın anlaşılması beklenen ve davranışımız halinde kendini gösteren… 

Bir tohum aslında duygular… Ne ekersen o çıkacakken, nasıl büyüttüğümüzle şekil değiştiren…

Ve bazen de bir meyve… Ağacının dallarında geçmişini gözlemlediğimiz, geçirdiği yolculuğa eşlik ederek tebessüm ettiğimiz…

Bazen bir anının başlangıcı bazense sonucu oluyor duygular. Sonsuz bir döngü misali yaşamımızın şeklini alıyor ve her kendini gösterdiğinde bize, eşsiz bir kabul, bir kucaklanma bekliyor. Haklı veya haksız, doğru veya yanlış, “İhtiyacım var.” diyor. Yakın bir arkadaşın şefkate duyduğu özlem gibi, onaylanmak istiyor. 

Mutluluk, üzüntü, heyecan, endişe, korku, öfke, sakinlik… Onlar buradalar, her zaman da burada olacaklar. Haydi biraz yana kayalım ve bu renkli duygulara yer açalım. Her biri ayrı bir kimlik yaşamımızda, onlarla tanışalım.

YÖN . DAVRANIŞ

Kimliğimi biliyorum artık. Neler beni mutlu eder? Neler üzer? Ne korkutur ve öfkelendirir? Hepsi bir ağacın farklı renkteki meyveleri belki de… Sepetime birkaç tanesini koyup yolculuğuma devam ediyorum. 

“Nereye?”… Bir hedef mi belirlemeliyim? Yoksa kaybolup, yepyeni keşiflerde yeni yollar mı görmeliyim? Biraz mizaç, biraz karakter var kişiliğin içinde. İki sorunun da cevabı kişiye özgü olacak elbette, ama hangisini seçersek seçelim bir karar vermiş oluyoruz ve yönümüzü o yola çeviriyoruz. 

Karar… Geçmişten getirdiğimiz, bugünle harmanlayıp, geleceğimizi belirlediğimiz kavram. Her davranış aslında bir karar değil mi öyleyse? 

Öfke, mutluluk kadar doğal kabul ettiğimiz bir duygu. Öfkeyi nasıl yansıtacağımız ise verdiğimiz bir karar. O zaman haydi takip edelim. Duygular, hangi yönde ilerleyecek ve  davranışlarımız hangi yolculuklardan geçecek?

REHBER . İLİŞKİ

Kimliğimle birlikte upuzun bir yola çıktım. Her köşe başında biraz durdum, soluklandım. Kolay değildi verdiğim kararlarda davranışlarımı gözlemlemek ve yine kolay değildi her kararımla, bir başka seçeneğimin elendiğini görmek. Bazen bir kabul, bazen biz vazgeçiş oldu yönümü belirlemek. 

Yollar yeni yollar, yönler yepyeni ufuklar açtı önümde. Önce savruldum, sonra güçlendim her bir adımda. Kendi kendimin rehberi, arkadaşı oldum. Kendimle ilişki kurmayı öğrendim önce. İçimdeki şefkati, çemberimdeki sınırları keşfettim bir bir. Utanmadan, korkmadan. Kendime her yaklaştığımda, yepyeni bir kucaklaşma, kocaman bir buluşma yaşadım içimdeki güvenli alanımla. Sonra yeni insanlar kattım alanıma. Onların duyguları, düşünceleri, davranışları eşlik etti benimkine. Çok kolay olmadı yıllardır güven duyduğum alanıma yenilikler katmak, başkalarının dünyalarına yer açmak… İzin verdim. Benden farklıyı, benimle benzeri, kısacası her deneyimi hissetmeye söz verdim. 

Sonra fark ettim ki, ilişkiler bana bir rehber, yolculuğuma ışık olmuş. Öyleyse birlikte yürüyelim dedim, yepyeni beceriler öğrenmek, keşfedilmemiş deneyimlere merhaba demek için…

KEŞİF . BECERİ

Ne çok insan biriktirdim bu yolculukta, halen de biriktiriyorum. Birbirinden farklı duygular, duyguların eşlik ettiği kararlar, ilişkilerin içindeki işbirlikleri vardı gözlemimde… Bir de beceriler…

“Öğrenmek” veya “fark etmek”… Hiç bilmediğimizi mi öğreniyoruz acaba, yoksa bildiğimizi mi fark ediyoruz yaşamımızda? 

Belki de “beceri” kişinin gizli kalan potansiyeli, dışarı çıkarılması bekleneni.. Sürpriz gibi. Kendi içindeki gücü fark ettiğinde yapabildiğini görmesi gibi… 

Öyleyse öğrenemeyen çocuk yoktur. Kendi becerisini keşfetmeyi bekleyen çocuk vardır.

Ve bu keşifte onlara rehberlik eden aileler… 

Yolculuğun belki de en eğlenceli kısmıdır keşif. Deneyim gerçekleştiğinde, içselleştirme de gelir beraberinde. Çocuk artık öğrenmiş, beceri edinmiştir.

%d blogcu bunu beğendi: